domenica 5 giugno 2016

İşte buradayım!

Bir vakitler… 
«Bir kral varmış! Uzak ülkelerin birinde çok fakir bir adam kralın kızına aşık olmuş!», diye atılacak hemen küçük okurlarım.
Yoo, çoçuklar, yanıldınız. Dünyanın bütün dilleri öğrenmek isteyen bir adam vardı bir vakitler. Bilinsin diye söylüyorum: işte buradayım! Tarih kitaplarında yer açın, çünkü bu Türkçe'de benim ilk yazma (tabiri caizse).
Güzel bir gün buldum bu harika bir dili, tam zamanında bunun için bir «hafıza sarayı» inşa edirim. «Türkçe saray» kafamın kalbinde yer alan: her zaman Harikalar Diyarı'ndaki Alice gibi zihinsel görüntüleri arasında dönüyorum (çok utandırıcı bir kıyastır… evet, biraz fazla attım galiba).
Neyse, her şeyi hatırlama için eski bir hafıza tekniği Antik Roma ve Yunan belâgattan kaynaklanmış kullanıyorum, adı Loci Yöntemi. Efsaneye göre bellek sanatı doğdu ne zaman Şair Keos’lu Simonides ziyafet salonunun tavanı çöktükten sonra kesin yerlerinde oturan konukların görüntüleri hatırlanabilirdi.
Ama uzun hikâyedir, uzun etme!
İşte bu kadar. Türkçe tamamen öğrenebilirim bakalım…

Nessun commento:

Posta un commento

Nota. Solo i membri di questo blog possono postare un commento.